Apricot Pitts, odanın loş ışıkları altında yavaş yavaş soyunurken teni hafif tüylerle kaplı, doğal güzelliğiyle büyülemeye başlıyor. Yumuşak ama keskin bakışlarıyla etrafı yoklar, sonra o sıcak ellerini kendi amcığına götürürken gözlerini kaçırmıyor. Parmakları nazikçe amcığın kıvrımlarına dokunuyor, önce hafifçe gezdiriyor, sonra derinlere doğru bastırıyor. Kendi kendini folloşlamanın verdiği hazla yüzünde utangaç bir kıvılcım belirirken parmaklarını daha da hızlandırıyor, amının içindeki ıslaklığı ve sıcağı hissediyor.
Her hareketi daha saldırganlaşıyor; sanki içinde tutamadığı bir şey varmış gibi parmakları girmeye devam ediyor, amını çekiştirip açarken burnuna gelen kokuyla iyice sarhoş oluyor. Nefesi hızlanıyor, göğüsleri yükselip alçalırken kendini tamamen kaptırmış halde orgazmın kapısını aralıyor. Gözüne takılan küçük aynada kendi yüzündeki heyecanı ve doymayan arzuyu görüyor; artık duracak hali kalmamış. Parmaklarını çıkarıp, sırılsıklam olmuş amının etrafını yalayıp temizlerken dahi içinde büyüyen isteği bastıramıyor.
Sonra tekrar parmaklayışa başlıyor; bu sefer daha hızlı, daha sert, amını delip geçercesine köküyle oynuyor. Her sikmeye yakın o özgür ve lanet olası tatlı yanmayı hissetmek için can atıyor. Kendini yere bırakıp bacaklarını açtığında tam anlamıyla çılgına dönmüş oluyor; fırlatan parmaklarıyla adeta kendi bedeninde dayanılmaz bir işkence yapıyor. Amcığını iki parmağı arasında çekiştirirken haykırmaya başlıyor; bastıramadığı hıçkırıklarla birlikte yaydığı sesler ortamı yakıyor.
Tam zirveye çıkacağı anda tüm gücüyle penisine dalga dalga gelen orgazm sancılarıyla sarsılıyor. Vücudu kasılırken amından fırlayan ıslaklık gözle görülür hale geliyor; hatta yere damlayan birkaç damla bile buradaki çıplak gerçekliği ifşa ediyor. Son nefeslerini verirken duyduğu o yoğun şehvet dalgası vücudunu terletmiş durumda; Apricot Pitts hem kendini hem de tutkularını en karanlık haliyle teslim etmişti bu geceye.



