Üstü çıplak, kalçasını sıkı sıkı tutan Herda Wisky, gözleriyle direkt amcığını arayan adamın bakışlarını hissediyordu. İri yarak adam, terli avuçlarıyla kalçasının yuvarlak hatlarını kavradıktan sonra usulca ama sertçe içeriye doğru bastırmaya başladı. İlk dokunuşta bile amcığı kasıldı, istemsiz bir inilti dudaklarından döküldü; burası sıradan bir sakso değildi, acı ve zevkin birleştiği vahşi bir alan. Adamın sertliği dalga dalga yayılırken, Herda’nın vücudu kabarmaya başladı; her hareketiyle daha da derine işleyen yüklenmeler onu delirtti.
Amcığı gergindi, ama o gerginlik altında erimeye hazırdı. Adam ritmini arttırdıkça Herda’nın iniltisiyle birlikte ortam iyice kızıştı. Parmaklarının arasında sıktığı kalçalarından güç alarak vuruyordu deli gibi. Ağzında yalın diliyle nefesini kontrol etmeye çalışsa da sert dayamalar arasında boğulmaya yüz tutmuştu. O kadar derine köklenmişti ki artık sadece dayanmak değil, kendini tamamen teslim etmek kalmıştı geriye.
Herda’nın elleri adamın belinden tutup çekiştirirken vücudu sanki kıyamete koşuyordu. Amcığından geçen her sikiş onun ruhunu paramparça ederken aynı anda yakıyordu içten içe. Sesi gitgide yükseldi, çığlıkla karışık inleme halinde türlü argolarla adamın adını sayıkladı. Son darbelere koşar adım yaklaşılırken adamın eli kalçasından aşağı süzüldü ve testeğindeki sıcaklığı hissettiğinde patlamaya hazır volkan gibi titredi.
Sonunda o an geldiğinde, adam tüm gücüyle üstüne çökercesine kökledi; Herda’nın amcığı en derin noktasına kadar dilendi bu sefer kopuşa ramak kaldı. Bitmek bilmeyen sancılı haz içinde sıçrayıp inlerken bedeninde yankılanan orgazm dalgaları avaz avaz bağırmasını sağladı. Erkekse gözü dönmüş şekilde saçlarından tuttuğu folloşunun kıvrımlarına hakim olmaya çalışıyordu; saatlerce sürecekmiş gibi devam eden bu ölümüne kökleme bitmişti sonunda ama izleri asla silinmeyecekti.



