Sarai Minx, kocaman kalçaları ve tombul göğüsleriyle odanın ortasında duruyordu, Richard Mann’ın kara yarığı karşısında çaresizce titreyerek bekliyordu. O siyah devasa bbc’siyle adeta kükrüyordu; iri, kalın ve kararmış o yarak, Sarai’nin amcığını avlamak için sabırsızlanıyordu. Richard, dominant bir tavırla onu eğip dört ayak pozisyonuna soktu; Sarai’nin sırtındaki tramp-stamp dövmesi titriyordu her hareketinde. Derinlerden gelen hırıltılar eşliğinde adam sertçe dayadı gırtlağına kadar.
İlk girişte bile Sarai’nin amı parçalanıyordu; geniş kara deliğine dolup taşan o kalın yarak, içini yırtarcasına inliyordu. Richard’ın elindeki ritim hızlandıkça minyon bedeninin tüm kasları geriliyor, o koca ass sarsılarak yerle buluşuyordu. Her kökleyişte Sarai’nin amcığı daha derinlere çekiliyor, burnundan hafif hafif buharlar çıkıyordu acı ve zevk içinde. Sesler yükseliyordu odada; ağır nefesler, kesik kesik iniltiler birbirine karışıyordu.
Richard’ın kara canavarı öyle bir dakikaya kadar iniyor ki Sarai kendini yere bırakıyor, amcığı iyice açılıyordu ona. Bir yandan sertçe ittiriyor diğer yandan sarayın içinde yankılanan seslerle onu delicesine inletiyordu. Dayama öylesine sertti ki Sarai’nin kalçasında morluklar beliriyor ama o vazgeçmiyor, tam aksine sesi yükseliyordu: “Aaaah beam! Daha hızlı kökle! Patlatsana iyice…” diye bağırıyordu.
Kökleme şiddetlendikçe Sarai kiniyor adeta; vahşileşen ruhuyla Richard’ın kara silahını tamamen içine çekmişti artık. Karnının üstünde sürünürken her itişte amcığı sarkıyor, ıslaklığından parmaklar kayıyordu. Sonunda dayanılmaz doruğa ulaştığında çığlık atıp kendini teslim ettiği anlarda Richard körpecik amacığını dibine kadar boşalttı. O büyük siyah yarak Sarai’den çıkar çıkmaz ikisi de nefessiz kalmıştı; yerde dağılmış bedenlerin arasında sadece hırıltılar kala kala…



