Küçücük Japon adolesan kızcağız, adeta masumiyetle karışık bir açlıkla odanın köşesinde duruyordu. İlk defa böyle bir şey yaşayacak olmanın verdiği tedirginlik ve merak gözlerinden okunuyordu. Üvey abisi ise onu süzüyor, içindeki canavarın kıvılcımını hissettiriyordu. Küçük bedenine sığmayan o çiğ arzular, tüm vücudunu sararken, kızı biraz olsun büyütmek için sertçe üzerine yürüyordu. Tatlı dudakları ürperirken, yavaşça yamacına yanaşan abisi onun tenini yalıyor, boynunu ısırıyor; kızın içinde bir şeylerin patlamasına neden oluyordu.
İlk kez tadacağı o sıcaklığı ve derinliği düşünmeden yapamıyordu. Abisinin uzun parmakları etek altına girip küçük amcığını avuçlayınca, o minicik vücudu titremekten kendini alamadı. Gözleri hafifçe kapandı, nefesi hızlandı. “Seni buraya hapsetmek istiyorum,” dedi sertçe adam; kızın küçücük amını dudakları arasında hissedince, içine doğru nasıl kaydığını anlayamadı bile. İlk saksoyu azgınlıkla yaptıktan sonra artık dayanamayıp hemen üstüne binmişti. İnce beli kavrayan elleriyle sıkıca tutuyor, her hamlede kızı daha derinden inletiyordu.
Küçük Japon’un amcığı ilk defa böylece dolup taşarken, acı ile haz birbirine karıştı. Abisi arada nefesini kesiyor, sonra yeniden daha hızlı ve sert gömüyordu yaraklarını içine. O küçücük bedenin titreyişi ve inlemeleri ortamı iyice alevlendirmişti. Nihayet tam içerde boşaldığında kız da bütün direncini bırakıp güçlü bir orgazmla yere yığıldı; içindeki sıvının ılık akışı hem utanma hem de büyük bir tatmin yaratmıştı.
Yatakta yorgun düşmüş halde yatarken ufak Japon’un gözlerinde artık başka bir kız vardı; utangaçlığın yerini kabalıkla karışık yoğun bir arzu almıştı. Bu ilk kere yaşanan sert kökleme ona hem acı hem de bağımlılık vermişti; kardeşler arasındaki bu kirli bağ şimdi çok daha farklı hale gelmişti.



