Önce odanın loş ışıkları altında yavaşça yayılan tekinsiz bir isyan havası vardı. O, baştan aşağı teşhir ediyordu bedenini, ipek gibi teni parıldarken, elleri kendi amcığını kavramaya başladı. Parmakları nazik değildi; tam tersine, sert ve açgözlüydü. Saksoyu sıkı sıkıya kavrayıp aşağı yukarı çekiştirirken yüzü kıvranıyordu; gözleri hafifçe kapalı, nefesi düzensizleşmişti. Haz sarmalının derinliklerinde boğuluyordu.
Gecenin karanlığında kendi yarakını şuursuzca seyrettiği anlarda ağır ağır yutkundu. Amcığını yalayıp emmek istedi ama sabredemedi; parmaklarını daha da hızlandırdı. Nefesleri keskinleşti, boğazından kıvrımlarla gelen inlemeleri susturamadı. Kendisini iki elimle zor tutuyor; her hareketini kendine eziyet etmeye dönüştürüyordu. Parmağıyla amcığının deliğinde dolaşırken aynı anda diğer eliyle göğsünü kaşıyordu, o tüyler ürpertici karışım cinsel bir deliliğe dönüşmüştü.
Birdenbire bacağını kaldırıp dizlerini göğsüne çekti, böylece daha derine soktu parmağını amcığının içine. Gözleri açıldı ve artık tamamen kaybolmuştu arzularında. Kendinden utanmadan, sıçtığı kadar yüksek sesle inlemeye başladı; sesindeki hırçınlık boşalmanın yaklaştığını haber veriyordu. Ayaklarını duvara dayayıp kalçasını havaya kaldırdı, böylece harıl harıl kendisini körüklüyordu.
Elinin hareketi gittikçe hızlandı, vücudu titremelerle doldu; sıçramaya hazır bir patlama gibiydi artık bu işkenceyi sürdürmekte ısrar eden bedeninde… Ve öyle bir boşaldı ki o anda tüm gücüyle bağırarak son damlasına kadar kendisini tüketti; nefesi kesilmiş halde yere yuvarlandıktan sonra bile yankılanan iniltiler arasında kayboldu… Kendi yarakını hem acımasızca hem de tutkuyla siken bu güzel folloşun içindeki deli ateşi söndürmesi mümkün değildi!



